Browse By

Yapay Zeka Tarihçesi

Son yıllarda oldukça popülerleşen ve insanlığın gündeminde önemli bir yer edinen yapay zeka kavramı her ne kadar 21.yy terminolojisine aitmiş gibi gözükse de bu kavramın Antik Mısır’a kadar dayandığı söylenmektedir. Tabii ki o dönemden birisiyle konuşmadıkça, bu da zaman makinesi bulunmadıkça pek mümkün gözükmüyor, bu konu hakkında kesin konuşmak olanaksız ancak bulunan bazı tarihi yazıtlarda karşılaşılan çizimler bize bu konu hakkında çalışmalar yapan ilk nesiller olmadığımızı ikna etmeye yeterli.

Yapay Zekanın Gelişimi

Antik çağlardan çıktıktan sonra tam anlamıyla emin olabildiğimiz dönemlere ait yapay zeka kavramının ilk kez kullanılması 1956 yılında New Hampshire eyaletinde Dartmouth College’da düzenlenen bir konferansla gerçekleşmiştir. Yaklaşık bir yıl sonra ise “Perceptron” isiminde yapay bir sinir ağının bulunması dönemin bilim insanlarını yapay zekanın gündelik yaşamda yer bulabileceği kanısına ikna etmiştir.

Kronolojik bir sıralama yapmak gerekirse, yapay zeka teriminin resmi çıkışı olarak kabul edilen 1956 yılından 5 yıl sonra James Slagle adlı Amerikalı bilgisayar bilimcisi sembolik entegrasyon problemleri için geliştirdiği SAINT(Symbolic Automatic Integrator) ile yapay zekanın çeşitli alanlarda kullanabileceğini göstermiştir.

1988 yılında Judea Pearl yayınladığı makale ile 2011 de Turing Ödülü’nü almaya hak kazanmıştır. Türkçe çevirisi “Akıllı Sistemlerde Olasılıksal Düşünceler” olan bu ödüllü makalede kompleks ağ sistemlerinin matematiksel olarak nasıl ifade edilebileceği hakkında geniş bir kaynak oluşturmuştur.

Bütün bu gelişmelerin ardından bilim dünyasında zaten gündemde olan bir konu olan yapay zekanın insanlığa duyurulması 1997 yılında IBM tarafından geliştirilen Deep Blue adlı satranç programının dünya satranç şampiyonu Garry Kasparov’u yenmesiyle gerçekleşmiştir.

2000’li yıllara gelindiğinde ise artık yapay zekanın yavaş yavaş vücut bulduğu görülmekteydi. Honda’nın ASIMO robotu tıpkı bir insan gibi hareket edebilme yetisine sahipti. Dönemin basınında çok ses getirmesinin ardından insanlar arasında robotlar dünyayı ele mi geçirecek sorusu sorulmaya başlanmıştı bile.

2006 yılında ise Oren Etzioni, Michele Banko ve Michael Cafarella “okuyabilen makine,” terimini ortaya attılar. Yaptıkları robot üzerinde ki kamera sayesinde gördüğü yazıyı okuyabiliyordu.

2009 yılında Google sürücüsüz ilk araçlarını test etmeye başladı bu gelişmeler sadece yapay zeka ve mühendislik alanlarında değil ayrıca hukuk alanında da yeni iş olanaklarına imkan tanımıştı.

“2017 yılında tıbbi alanda önemli bir adıma imza atıldı, Nottingham Üniversitesi araştırmacıları, hangi hastaların 10 yıl içinde inme veya kalp krizi geçireceğini tahmin edebilmek için rutin tıbbi verileri tarayan bir yapay zeka sistemi geliştirdi. Yapay zeka sistemi, geleneksel yöntemlerle tahminler yapmaya çalışan doktorlara oranla 355 vakayı daha doğru tespit ederek geleneksel yöntemler karşısında çok daha fazla başarılı olduğunu kanıtladı. “

Şimdiye kadar yapılan yapay zeka çalışmalarının ufak bir tarihçesini sizlerle paylaştım, önümüzde ki günlerde neler olup bittiğini hep beraber göreceğiz.

Peki sizce yapay zeka gerçekten 2000’li yılların başında görüldüğü gibi bir tehdit mi yoksa insanlığı değiştirebilecek bir teknoloji mi ?

Kaynakça: http://blog.klemsan.com.tr/yapay-zeka-nasil-ortaya-cikti/ https://en.wikipedia.org/wiki/James_Robert_Slagle http://people.idsia.ch/~juergen/ai.html https://medium.com/türkiye/yapay-zekanın-tarihçesi-ve-gelişim-süreci-cb4c73deb01d

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir