KARŞI KIYIDAN BİR AĞIT – REMBETİKO

Bizim topraklarımızdan kopup Yunanistan’a uzanan bir hasret öyküsü olan Rembetiko, Costas Ferris’in ilk müzikal filmi. Film, 1984 Berlin Film Festivali’nde Gümüş Ayı ödülüne layık görülmüş. Ferris, filmin 2004 özel sürümüne eklenen söyleşide, yurt dışında aldığı güzel tepkilerden bahsederken Yunanistan halkının filmi sahiplenmediğini ve dışarıda gördüğü ilginin çok azıyla karşılandığını söyler. Filmi beğeninize sunmadan önce müzikal filmlere bir şans vermek için Rembetiko’nun iyi bir seçim olduğunu söylemekte fayda var.

1919 senesinde İzmir’de Thomas’ın Yeri adlı bir mekânda başlayan film, 1956’da Yunanistan’da sona eriyor. Anadolu Rumları mübadele kararı gereğince Yunanistan’a dönünce burada iyi karşılanmıyor, dışlanıyorlar ve bu durum onları sefil bir hayat yaşamaya mecbur bırakıyor. Dışarıdan bakıldığında iki taraf için de iyi sonuçlar doğurabileceği düşünülen karar aslında pek çok hayatın savrulmasına neden oluyor. İstilalardan, konferans ve askeri geçitlerden kesitler sunan filmin İzmir’den Yunanistan’a yapılan göçü yeterince iyi hissettirmediğini, bu kısmın yeterince anlaşılır işlenmediğini bu noktada eklemek isterim. Yahut seyir yolculuğumuzun henüz başındayız diyebiliriz.

Filmin açılış sekansında rembet şarkıcılar sahnede oturmuş gösterilerini sürdürürken Adriana’nın bir kızı oluyor: Marika. Filmin assolisti bir karmaşanın içine doğuyor zira yan salonda esrar kullanıp müzik eşliğinde dans eden adamlar varken arka odada annesi Marika’yı kucağına almaktadır. İsyanın içine doğan Marika, çok geçmeden annesini kaybedecek ve sandalyelerden birine de o oturacaktır. Film boyunca sahnedeki taburelerde gördüğümüz rembetiko şarkıcıları; bir kenara itilmenin, yok sayılmanın verdiği yıkıcı etkiye rağmen ayakta olduklarını oturdukları yerden eğlenceli şarkılar seslendirerek gösterirler. Sözler her ne kadar keder, hasret ve isyan dolu olsa da izleyicide kalkıp oynama hissi uyandıran bir neşe vardır notalarda.

Mizansen parçalarını titizlikle bir araya getiren film, saç stillerini ve kıyafet seçimlerini yakalayabilmek için dönemin moda dergilerini incelemiş ve seyirciyi o zamana götürmekte bir hayli başarılı olmuştur. Baskına uğrama tehlikesinden dolayı gizli tutulan salonların fotoğrafı bulunmadığı için dönemi anlatan romanlardaki detayların sahnelere yerleştirildiğini yönetmenle yapılan söyleşiden öğreniyoruz.  Filmin güçlü mizanseni sayesinde; siz de kırılan tabakların, fincanların ve uçuşan çiçekli perdelerin dilini anlayacaksınız. Biraz gizem iyidir.

Aidiyete olan hasretin ve sürekli savrulmanın şarkısı: Rembetiko.

Seyirde kalın.

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478