ORHAN PAMUK’UN “KIRMIZI SAÇLI KADIN” ESERİNDE BABA-OĞUL İLİŞKİSİ

Edebi eserlerde genellikle okuyucuya okuyucunun hayalinde yeni bir Dünya sunulurken aynı zamanda bulunduğumuz Dünya’nın gerçekleri aktarılıp buradan çıkarılması gereken fikir okuyucuya bırakılır. Hayatımızda olduğu gibi değişen kültür, yaşam biçimi ve teknoloji yazarların  düşünceleri ve hayal dünyalarına da sirayet eder.Bu da her dönem farklı konuların, hayatların farklı bir şekilde ,farklı bir yaşayış biçimine göre işlenmesine sebep olur. Farklı olayların, konuların farklı zaman dilimlerinde gündem de önemli yer edinmesi ve  konunun edebi eserlere yansıması gelecek zamanda geçmiş hakkında bilgi edinmeye ışık tutar ayrıca toplumun düşünce yapısı ve geleneklerinin değişmesinde önemli rol oynar. Orhan Pamuk’ta Kırmızı Saçlı Kadın romanında 3 kuşağın yer aldığı eserde bir karakter üzerinde durarak, baba-oğul ilişkisinden yola çıkarak ve bu ilişkiyi çoğu eserinde yaptığı gibi Doğu-Batı açısından da yorumlayıp, değişen kültürün sebep ve sonuçlarını incelemiştir. Kırmızı Saçlı Kadın Orhan Pamuk tarafından 2016 yılında yayımlanmış  olsa da 80 dönemlerini  de ele alan aynı zamanda yazarın o dönemler yaptığı araştırmalara da yer veriyor.

Bu kitap Orhan Pamuk’un baba-oğul ilişkisini ilk kez derinlemesine ele aldığı ve postmodern romanlarıyla tematik romanları arasında bir köprü vazifesi gören bir geçiş romanı sayılabilir. Roman birçok kez simgeselliğe başvurup belirli motif ve düşüncelerle dönemin sosyal ve politik olaylarını ve insanlarını rahat bir şekilde hikayeye indirgemiştir.

Baba-oğul ilişkisi hem edebiyatın vazgeçilmez konularından hem de yazarların hayatının en çetin meselelerinden biridir. (Aşçı, 2001). Geçmişten günümüze değişen toplumumuzda baba ile oğulun ilişkisi dönemine göre farklı yorumlanmış zamana ve mekana bağlı farklı bir şekilde yaşanmıştır fakat her dönemde gelecek kuşak için önemli bir ilişki olmuştur. Mitolojide ve kutsal kitaplarda arkaik örneklerine rastladığımız  baba oğul ilişkisi, tarih boyunca birçok edebiyatçı ve romancı tarafından işlenmiştir. (Yakut,2016 ). Romanda da işlenen baba- oğul ilişkisine örnek olan Oedipus edebiyatta bu konunun önemli kalelerinden biridir. Orhan Pamuk Kırmızı Saçlı Kadın’ da işlediği baba-oğul meselesini 3 kuşak itibari ile ele almış ve baş karakterin, Cem’in, hem gerçek babasına hem baba figürü taşıyan ve karakterin ona bağlanmasının sebepleri okuyucuya verilen Mahmut Usta’ya hem de aralarında efsanelere konu olan bir yaşantının sirayet ettiği oğluna yer verilir.

Aynı zamanda bu baba-oğul konusu işlenirken bir tarafta da karakter ve olay gelişimleri ile beraber yer ve zamanın, 80 li dönemin İstanbul’un bir kasabasından 21. asrın gelişmiş, bir kasabadan şehre dönüşen Öngören’de toplum gelenek, görenek ve düşünce yapısının farklılaşması incelenmelidir. Psikanalist yöntemin roman incelemelerinde kullanılmasıyla sistematik biçimde saptanan, teorize edilen bir tema olarak beliren baba oğul ilişkisi, edebi metnin çözümlenmesinde önemli bir anahtar haline gelir (Demir, 2012). Romana gelecek olursak  ana karakter Cem’i, babası o küçük yaşlardayken terk etmiş ama 2 sene sonra tekrar geri dönmüştür. Bu iki senelik zaman dilimi ve önceki hayatında babasıyla olan ilişkisini de birleştirecek olursak babasıyla iyi bir ilişkisi olmayan bir oğul görüyoruz. Babanın bundan sonra ki terk edişinde Cem lise yıllarında olduğu için daha fazla etkilenmiş ve dershane parasını çıkarmak için çalıştığı kuyuda ustası Mahmut’u babası gibi görmüş ve onunla ilişkisinde aradığı veya karşılaştırma yaptığı babalık olgusunu dile getirmiştir. Cem “Babamdan hiç görmediğim bu şefkat ve yakınlıktan hem hoşlanarak, hem de bir anda ona kızarak.”(s. 19) ve “Çocuktum; o benim arkadaşım, hatta babam değil, ustamdı. Onda babalık bulan bendim.”(s. 19) diyerek ustasında babalığı gördüğünü göstermiştir. “Mahmut Usta’ya göre usta-çırak ilişkisinin sırrı, baba-oğul ilişkisine benzemesiydi. Her usta, bir baba gibi çırağını sevmek, korumak ve eğitmekle yükümlüydü. Çünkü işi sonra çırağına miras kalacaktı. Bunun karşılığında çırağın görevi de ustasının işini öğrenmek, onu dinlemek ve ona itaat etmekti. Usta ile çırak arasına sevgisizlik ve isyankârlık girerse, tıpkı bir baba-oğula olacağı gibi ikisi de biter.” (s. 34). Burada da gördüğümüz üzere baba ve oğulun ilişkisinin temelinin babadan bir şeyler öğrenmek ve itaat etmenin ilişkide karşılıklı sevginin en iyi şekli olduğu yazılır.  Çocuk veya yetişkin, nevrozlu kişi aynı anda hem babasını sever, hem ondan çekinir, hem onu arzular, hem de ondan nefret eder.” (Nasio, 2005). Aslında konuyu Cem’in babasız kaldığını öğrenen Kırmızı Saçlı “kendine başka bir baba bul. Herkesin babası çoktur bu ülkede. Devlet Baba, Allah Baba, Paşa Baba, mafya babası… burada kimse babasız yaşayamaz” (Pamuk, 2016) sözleri özetler. Kendi arzusu dışında babasız kalan Cem kendini var etmek için başka baba arar ve Cem’in, Freud’a göre, aslında iğdiş edilme korkusuyla babayı yok edip böylece kendini var etme arzusuyla, baba olarak gördüğü Mahmut Usta’yı “öldürüp” varlığını devam ettirme süreci böylece başlar. (Yüce,2018).

Kitabın sonraki bölümünde işlenen ve 3.kuşaktan olan oğlu Enver ile ilişkisi de yine ilk bölümden ustasıyla olan ilişkiye benzetilir. “Babasız büyürsen, âlemin bir merkezi ve sınırı olduğunu anlamaz, her şeyi yapabileceğini sanırsın ama bir süre sonra ne yapacağını bilemezsin.” (s.161). Ayrıca burada bahsi geçen bu ne yapacağını bilememe romanda çok kez bahsi verilmiş ve insanların kendi düşüncelerinde en çok korktuğu durum gibi verilmiştir. Oğlu ile olan ilişkisi Mahmut Usta ile olan ilişkisine benzetilen  Cem’in “Kral Oidupus”un Freud tarafından yazılan kitap özetinde ‘her erkeğin içinde taşıdığı babasını öldürme isteği iddiasını taşıdığını’ (Pamuk, 2016) fark etmesi bu bağlamda çok anlamlıdır, zira babalık aradığı kişi o yüzden daha sonra ölüme terk edeceği Mahmut usta olacaktır. (Yüce,2018). Cem’in olaylar gerçekleşmeden Gülcihan’ı görmek için sürekli gittiği kasabada kırmızı saçlı kadın ve kardeşi zannettiği Turgay’ın ustalarıyla konuştuklarını ve onu tiyatroya davet ettiklerini duyduktan sonra ustasını, baba rolünü oynayan, Cem’in baba yerine koyduğu kişiyi ayrıca bir rakip ve aşk ve şehvet duyduğu kadın karşısında bir engel olarak görür.

“Kırmızı Saçlı Kadın’a ilgimi fark ederse Mahmut Usta’nın bana karışacağını ve onunla çatışabileceğimizi de korkuyla hissediyordum. Babamdan, şimdi Mahmut Usta’dan korktuğum gibi bir kere bile korkmamıştım. Bu korku yüreğime nasıl yerleşmişti bilmiyordum, ama Kırmızı Saçlı Kadın’ın bu duyguyu artırdığını da anlıyordum.”

(s. 54) diyerek ustanın potansiyel bir rakip olduğunu doğrulamakla beraber baba figürünün yarattığı korkuyu da verir.

Takyedin Çiftsüren’den alıntıyla ifade edersek, tıpkı Oedipus efsanesindeki gibi babasız kaldığımızda önce kendimize  baba bulmalıyız ki sonra onları öldürüp kendimizi var edebilelim.(Çiftsüren,2016). Bu kimlik arayış ve baba- oğula göre yorumlayışı herkes farklı bir görüşte belirtebilmesi ise zaten bu ikilemin esas amacıdır. “Başkalaşım Pamuk karakterlerine hem var olma hem kaçma ve saklama olanağı sağlar; hem sahip olma hem sahiplenme arzusunu olanaklı kılar. Onlar sayesinde okur, iktidarla iktidarsızlığın birbirinden o kadar da farklı, birbirine zıt şeyler olmadığını düşünür. Pamuk başkalaşımı sanatsal erk arayışında bir dizi yitiriş ve kazanım silsilesinin rotası olarak kullanır. Pamuk’un yazar karakterleri yüzlerine maske geçirerek, “başka”laşarak, kapalı mekanlarını terk eder ve arayış yolculuklarına çıkarlar. Arayışları süresince türlü maske ve kimliğe bürünürler.” (Parla, 2011),

“Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp ne yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkâr olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için? Bir babaya ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuzun daraldığı vakit mi isteriz babayı?”

(s. 115). diye soran Cem bu soru ile aslında kitabın okuyucuya ulaştırmak istediği soruyu, bu incelediğimiz konuların bize düşündürdüklerini toplayarak sorar.

KAYNAKÇA

AŞÇI, Buket (19.12.1998). “Bu Kırmızıda Şenlik Var”, Milliyet Gazetesi.

Demir, F. (2011), Orhan Pamukk’un Romancılık Serüveninde Yeni Bir Durak: Tematik Romanlar http://www.turkishstudies.net/makaleler/48495832_demirfethi.pdf

Nasio, J.D (2005), Oedipus Psikanalizin En Önemli Kavramı, Say Yayınları

Pamuk,O. (2016), Kırmızı Saçlı Kadın, Yapı Kredi Yayınları

Parla, J. (2011), Türk Romanında Yazar ve Başkalaşım, İletişim Yayınları

Yakut,S. (2016)  KIRMIZI SAÇLI KADIN  ROMANINDA BABA-OĞUL SORUNSALI, BAŞKALAŞMA VE DOĞU BATI SÖYLEMİ ÜZERİNE https://www.academia.edu/33500395/k%C4%B1rm%C4%B1z%C4%B1_sa%C3%A7l%C4%B1_kad%C4%B1n.pptx.docx

Yüce,N. (2018), Baba-Oğul-Otorite Üçgeninde “Kırmızı Saçlı Kadın” ve “Trans-Atlantik” http://dtcfdergisi.ankara.edu.tr/index.php/dtcf/article/view/5495

Fotoğraf Kaynakları:

https://seyler.eksisozluk.com/freudun-kompleksine-isim-babasi-olan-oedipusun-talihsizliklerle-dolu-oykusu

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478