Kiralık Konak’ta Modernleşme İncelemesi

Giriş:

Osmanlı Devleti’nin son zamanlarında gerçekleşen modernleşme harekatı, Batı’nın yenileşme ve geliştirme sürecinde onlardan örnek alınarak başlamış olup, milli mücadele ve cumhuriyet döneminde devam ederek ön plana çıkmıştır. Bu dönem aralığında yasa değişiklikleri, inkılap ve yeniliklerle de modernleşme olgusu gözle görülür bir şekilde belirginleşmiş, bazılarıtarafından benimsenmiş ve toplumun kültürüne etki etmeye başlamıştır. İnceleyeğimiz Kiralık Konak  romanı 1922 yılında Yakup Kadri Karaosmanoğlu tarafından milli mücadele zamanında yazılmış olup, dönemin toplumsal sorunlarından biri olan batılılaşma sürecini kendi görüşleri doğrultusunda okuyuculara ulaştırmaya çalışmıştır.Bu romanda ele alınan modernleşme harekatı bir yandan da milletin kimlik ve kültür arayışını beraberinde getirmiştir. Romanın inşasına bakacak olursak Yakup Kadri Karaosmanoğlu (2010a) dönemin iki devrinden bahseder ve batılılaşma olarak isimlendirdiği alafrangalığın temelini aktarır.” İstanbul’da iki devir oldu: Biri İstanbulin; diğeri redingot devri…Osmanlılar hiçbir zaman bu İstanbulin devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar olmadılar…Sonra redingot devri geldi ve redingotun içinden yarı uşak, yarı kapıkulu, riyakar, adi bir nesil türedi…Bunların elinde İstanbul’da konak hayatı birdenbire köşk  hayatına intikal ediverdi. Ne yaşayışın, ne düşünüşün, ne giyinişin üslubu kaldı; her şey gelenek dışına çıktı.”(Karaosmanoğlu,2010,ss 10-11). Zihninin temeli atılan bu devirlerin batılılaşma sürecinde fikir ve görüşleri aktarılarak dönem toplumunun fikirleri ve ayrılıkları verilmiştir. kültür ve medeniyet dediğimiz ve değişimini izlediğimiz bu kavramlar için Ahmet Hamdi Tanpınar (2016),”Sen bir medeniyetin iflası nedir bilir misin?dedi. İnsan bozulur, insan kalmaz; Bir medeniyet insanı insan yapan manevi kıymetler manzumesidir…Cahilsin;okur, öğrenirsin. Gerisin; ilerlersin. Adam yok; yetiştirirsin.Paran yok; kazanırsın.Her şeyin bir çaresi vardır.Fakat insan bozuldu mu, bunun çaresi yoktur.”(s.91) diyerek batılılaşma sürecinde asıl önem arz eden konunun insanların, toplumun zihninde, bakış açısında yattığına dikkat çeker. Kiralık Konak romanının karakterlerinden ve karakterlerin görüşlerini ele alıp, dönemin eserlerinden ve yazarlarından alıntılar yaparak bu modernleşmenin sebeplerinin ve sonuçlarının derinlerine ineceğiz. Bu makalede batılılaşma sürecinin etkilerini Türk -Osmanlı Modernleşmesi,Batılılaşmada Maddiyat Düşkünlüğü ve 3 Kuşağın Ev Sahibi: Konak  olmak üzere 3 ana başlık üzerinden inceleyeceğiz. 

OSMANLI DEVLETİ VE TÜRKİYE BATILILAŞMASI

Osmanlı İmparatorluğu’nda modernleşme 1.Abdülhamid ve 3. Selim zamanına dayanır. İlk olarak askeri alanda örnek alınan Batı kültürü daha sonraları yaşayış biçimi ve fikirsel olarak da hayatımıza iştirak eder. İlk zamanlarda Batı kültürünün devletin kendi kültürüyle çatışacağı fark edilemese de zaman geçtikçe toplumun gözüne çarpar ve devrin üzerinde durulduğu önemli konulardan biri haline gelir. Bu süreç içerisinde Doğu kültürünün birçok konuda geri kalması ve Batı kültürünün hızla ilerlemesi, insanların bu kültürü yaşayışına sokmalarında ki esas durumdur.  “Tanzimat ile resmen başlayan bu süreç; siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel birçok yeniliği  beraberinde getirmiştir. Avrupa’da yaşanan bir dizi siyasal ve toplumsal gelişmelerin sonucu olarak gelişen modernleşme çabaları devlet ile toplum arasındaki geleneksel dönemdeki ilişkinin değişmesine neden olmuştur . Avrupa’da devletlerin vatandaşlarıyla olan ilişkisi sosyal sözleşmeler yoluyla düzenlenirken Osmanlı’nın son dönemlerinde benzer uygulamalara gidilmiş ancak sonuç alınamamıştır. Yaşanan askeri yenilgi ve ekonomik bozulmalar Osmanlı İmparatorluğu’nun sonunu getirerek yeni bir devletin kurulması sonucunu doğurmuştur.” (Aslan,2005,s.18).Kültür değişimi veya farklı bir kültürün toplum içerisinde benimsenmesi toplumun sanatına da etki eder. Birçok yazar batılılaşma ve Doğu-Batı incelemesi üzerinde yapıtlar ortaya çıkarır. Tanzimat döneminde genel olarak yazarlar, Avrupa kültürünün ve biliminin gelişmiş ve üstün olan özelliklerini, yeniliklerini almamız gerektiğini fakat kendi kültürümüzü de korumamız gerektiğini savunurlar. Bu kültürün bir temsilcisi olan Yakup Kadri Karaosmanoğlu’da romanlarında bu değişime yer verirken Batı kültüründe yetişmiş kişi ve durumlara alafranga-züppe olgusuna yer verir. Avrupa üslûbunda mânâsındaki“alafranga” tabiri, Avrupanın “Türk usulü” mânâsında XVII. Yüzyılda kullandığı “alaturka” karşılığı kullanılmaya başlanır. Alaturka zamanla “şarklılık”, alafranga da sathî, şeklî“Batılılık” mânâsını kazanır. (Enginün, 1995:15). Kiralık Konak  romanında da bu alafranga tiplemelerine yer veren Yakup Kadri Karaosmanoğlu dede-oğul-torun neslinin bir arada aktarıldığı romanında genç kuşağın insanlarının Avrupa görmüş, yaşamış, kendi kültürüne naksettirmiş olan bu alafranga kişilere olan ilgisini bariz bir şekilde yansıtmıştır. Yakup Kadri Karaosmanoğlu (2010)” Doğrusu şu Frenk erkeklerinin nezaketine, zarafetine gittikçe daha ziyade hayran kalıyorum. Sana söyledim mi, bilmem? Birkaç zamandır Astori’lerin evinde bir genç İtalyan’dan dans dersi alıyorum. Görmelisin, bana nasıl kur yapıyor. Sanki her hareketi aşikane bir “jest”tir. Sözlerinde o kadar tabii bir heyecan, bakışlarında o kadar okşayıcı bir ateş var ki, doğrudan doğruya insanın ruhuna giriyor ve ne tabiilik, ve sadelik, ne kolaylık!.. İnsanın:“Ellerinde bile ne ince bir zeka var!” diyeceği geliyor. Kendimi güç zapt ediyorum.”(s.93) diyerek bu alafranga kimlikli kişilerin toplumun bazı kesim insanlarının da o kültürü benimsemek istemelerine sebep olduğunu göstermeye çalışıyor ve kimlik arayışının temellerini işliyor.Yanı sıra bu kültürdeki kişilerin sevgisi kendi toplumuna sevgisinden de fazla olabileceğine dikkat çekip bu meseleyi Ahmet Hamdi Tanpınar’ın (2016) eserinde aktardığı bir medeniyetin yenilenmesi için bir yıkılışın gerektiğini ve bu yenilik ve yıkımın insan zihninde başlayıp bittiğini anlattığı yazı ile de bağdaştırabiliriz.”  Naim Efendi’nin damadı, içinden: Canına yandığım Avrupalılar, ne kadar naziktirler; bak, alacağını bile ne güçlükle istiyor!”dedi.”(Karaosmaoğlu,2010,s.95). Ayrıca eserinde anlattığı konağın yıkılışı ile Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun (2010) eserinde ki konağı birlikte düşünebiliriz ve zaten ilerideki başlıklarda inceleyeceğiz. Yine aynı şekilde farklı yazarlarda bu durumda genellikle Batı kültürünü ve insanlarını iyi ve bilinçli olarak öne sürmüş fakat hikayelerinde Batı’ ya yönelmeyi ve kültürünü benimsemeyi yanlış, daha doğrusu ahlağa aykırı olarak ele almışlardır. Örneğin Peyami Safa (2016) “Ah efendim, dedi, bizi bizden daha iyi biliyorlar;Mesnevi’yi de, Rubaiyat’ı da, Gazali’yi de, Farabi’yi de bizden daha çok okuyorlar; bizden daha çok takdir ediyorlar; bizim bizden daha büyük düşmanımız yoktur efendim, yoktur.”(s.124) diyerek Batı’nın bilgisine yer vermis ve problemin kendilerinde olduğuna dikkat çekmişse de Peyami Safa(2016) eserinde hikayeleri ile batı kültürüyle büyümüş ve yetişmiş bir kimsenin hayatındaki yaşayışın ahlaklı olmadığını ve kaçınılması gerektiğini yazmıştır. Bunun aksine bazı yapıtlarda Batı kültürü ve Doğu kültürü yan yana geldiğinde kimlik arayışının değişimi gözler önüne serilmiştir. Örneğin Orhan Pamuk(2018) Beyaz Kale eserinde iki farklı kültüre ev sahipliği yapan iki farklı kişinin kimlik arayışına girmeden önce eski kimliklerinden kurtulmaları gerektiğini savunmuş ve farklı kültüre benimseseler de bunun değişiminin olabileceğini belirtmiştir. “Bu ahmaklar gerçeklerin farkına ne zaman varacaklardı?Bu kadar aptalın birbirini bulması bir rastlantı mıydı zorunluluk mu? Niye bu kadar aptaldılar?” (Pamuk,2018,s.119) diyerek kendi toplumunu eleştirmesini ve sorgulamasını farklı bir kültürü benimsemeye özendirecek bir sebep olarak ele alabiliriz.

Sonuç olarak Osmanlı Devleti’nin son dönemleri ve milli mücadele dönemlerinde Doğu-Batı kültür çatışması sorunsalı toplum içinde fikir ayrılılıklarına ve tartışmalara sebep oldu. “Bu tartışmalar kültürel ürünlerde de etkisini göstermektedir. Roman yazarları, Batıdan nasıl ve ne ölçüde yararlanılacağı sorununu romanlarda gündeme getirmişlerdir. Hem Osmanlı’da hem de Cumhuriyet döneminde yazılan romanların birçoğunda ise “yanlış anlaşılmış Batılı” yaşam biçiminin etkileri ele alınmaktadır .”(Oğuzhan,2007,s.112) Yine de genellikle dönemin yazarlarının ve Kiralık Konak  yazarı Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun modernleşme harekatını ele aldığı yazılarda Daryush Shayegan’ın yazısı özet niteliğindedir.”İslam dünyası Batı’nın maddi gücü ile karşılaşmasının başlarında, kendi gecikmesini ve onu Avrupa’dan ayıran uçurumu  büyük bir şaşkınlıkla fark ettiği zaman bu gücü önce övgü ile karşılamış; Batı etkisine kapılıp en uçuk fantazmları diriltmeye başladığında ise uğursuz olarak değerlendirmiştir.İlk tepki alabildiği kadar coşkulu olmuş,ikincisiyse aksine, saplantılı bir reddedilişin histerili dilini benimsemiştir. Her iki durumda da Batı, hiçbir zaman geçmişi ile bir kopma gerçekleştirmiş, kendine özgü yasaları, kendine özgü hakimiyet mantığı olan yeni bir paradigma olarak ele alınmamış, maddi gücünün yardımı ile bizi ele geçiren, en derin dayanaklarımızı sarsıp göreneklerimizi saptıran, faziletlerimizi bozarak bizi uzun vadede siyasal ve kültürel olarak köleliğe düşürmekte olan gizli güçlerin bir fesadı olarak görülmüştür.”(Shayegan,2014,s.13) 

KAYNAKÇA

Alpaslan, A. (2007). Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Romanlarında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Geçiş.(basılmamış yüksek lisans tezi). Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir

Enginün, İ. (1995), Halide Edip Adıvar’ın Eserlerinde Doğu ve Batı Meselesi, MEB, İstanbul.

Karaosmanoğlu, Y.K. (2010a). Kiralık Konak. İstanbul: İletişim

Karaosmanoğlu, Y.K. (2010b). Kiralık Konak. İstanbul: İletişim

Oğuzhan,Ü.A (2007). Türkiye’de Modernleşmenin Oluşumu ve Cumhuriyet Dönemi Türk Romanında Batılılaşma Olgusu.

PAMUK, O. (2018). Beyaz Kale, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

Safa, P. Fatih Harbiye, İstanbul: Ötüken Yayınları

Shayegan, D.(2014). Yaralı Bilinç, çev. Haldun Bayrı, İstanbul: Metis Tanpınar,A.H. (2016).Mahur Beste İstanbul:Dergah

  • Site İçi Yorumlar

En az 10 karakter gerekli
Makale gönderim sistemimize hoş geldiniz

Galeri Alanı

828 x 478